Warning: getimagesize(/home/eder/public_html/wp-content/uploads/2017/03/eğitim-değişim-2.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/eder/public_html/wp-content/plugins/stm-post-type/theme/crop-images.php on line 19

Warning: getimagesize(/home/eder/public_html/wp-content/uploads/2017/03/eğitim-değişim-2.jpg): failed to open stream: No such file or directory in /home/eder/public_html/wp-content/plugins/stm-post-type/theme/crop-images.php on line 19

EĞİTİM DEĞİŞİM -2-

Değişim kavramı, günümüz dünyasının en efsunlu kavramlarından bir tanesi. Hemen her alanda değişimin esas alındığını söylemek herkesin kabul edeceği bir realiteyi belirtmekten öte bir tespit değil. Değişimin zaruretini en güzel ifade eden ve bu kavramı ilgi çekici, cazip kılan en önemli söylemlerden biri de değişmeyen tek şey değişimin kendisidir söylemi olmalı.

Bir önceki yazımızda eğitim sahasındaki değişimin daha çok öğrenci davranışları üzerinde yoğunlaştırılması gerektiğini ifade etmeye çalışmış, eğitim öğretim faaliyetleriyle ulaşılmak istenen en önemli sonucun, bireylerde olumlu yöndeki davranış değişiklikleri olduğunu belirtmiştik.[1] Değişimin davranışlar üzerindeki gereklilik ve zorunluluğunu bir tarafa bırakarak değişim kavramına eğitim öğretim alanı ve bu alanda yapılan faaliyetler noktasından bakarsak diğer birçok alanda olduğu gibi değişimin kaçınılmaz ve zaruri olduğunu belirtmeliyiz. Bilimde, teknolojide, sanayide ve hemen her sahada yaşanan gelişme ve değişmeler, bu gelişmelerin ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlar eğitimde değişim zaruretinin en önemli tetikleyicileri olmuşlardır. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren gerek ülkemizde gerekse diğer ülkelerde eğitim sahasında çok hızlı değişimlerin olduğu görülmektedir. Bu değişimin temel esaslarını “öğrenci merkezli” olması, ezberi değil “kavramayı” öncelemesi ve “yapılandırmacı özelliği” olarak özetleyebiliriz. Nitekim bu esaslar son yıllarda yapılan TEOG, YGS, LYS gibi merkezi sınavlarda sorulan soru karakterlerinden de rahatlıkla anlaşılabilmektedir. Meslek hayatında 10-15 yılı geride bırakan öğretmenlerimiz bu baş döndürücü gelişmelerin sahadaki canlı tanıkları durumundadırlar.

Eğitim alanında değişimi tetikleyen sebepleri ortaya koymakla birlikte, eğitimde gelişim ve değişimin yaşanmadığı toplumlarda hemen hiçbir alanda değişim ve gelişimin yaşanmayacağını belirtmek gerekir. Zira eğitim öğretim faaliyetlerindeki kalite, toplumların geleceklerini etkileyen en önemli etkenlerin en başında yer almaktadır.

[1] http://e-der.org/egitim-degisim-1/

Eğitimde değişimin teorisyenleri ve hazırlayıcıları şüphesiz eğitime yön veren resmi makamlar, uygulayıcısı da öğretmenlerdir. Değişim rüzgârlarının hızlandığı 2000’li yıllarda yapılan bir araştırmada öğretmenlerin eğitimdeki değişimlere olumlu baktıkları belirlenmiştir. Araştırmaya göre davranışçı yaklaşımdan yapılandırmacı yaklaşıma geçiş ekseninde yaşanan gelişmeler meslektaşlarımız tarafından olumlu karşılanmış ve benimsenmiştir. Bu benimseme düzeyinin, meslek hayatında 1-5. yılını yaşayan öğretmenlerde 21 yıl ve üzerini çalışan öğretmenlere göre çok daha belirgin olduğu aynı araştırmanın elde ettiği önemli sonuçlardan biridir.[2] Her hâlükârda geleceğimizi inşa eden öğretmenlerin değişime açık olduğu anlaşılmaktadır. Burada irdelenmesi gereken konu, değişimi kabul eden dahası gerekliliğine inanan biz öğretmenlerin değişime ne kadar hazır olduğu konusudur. Milli Eğitim Bakanlığımız geçtiğimiz aylarda ilk orta ve lise okul türlerimizde uygulanan öğretim programında önemli değişiklikler yapıp kamuoyuyla paylaştı. Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve konunun tüm taraflarından bu taslak program hakkında görüş ve eleştiriler aldı.  Bu yeni programın 2017/2018 eğitim öğretim döneminden itibaren kademeli olarak uygulanacağı ilan edildi. Peki, bu köklü değişikliklerle birlikte programın uygulayıcısı durumundaki öğretmenlerimize yeni bilgi ve becerilerin, belki yeni öğretim metotlarının kazandırılması gerekmiyor mu? Anladığımız kadarıyla öğretmenlere yönelik düzenlenen haziran ayı mesleki çalışma döneminde bu yönde etkin bir planlama görünmüyor. Eylül ayı mesleki çalışma döneminde bu konunun daha çok dikkate alınacağını umuyor, karnelerini alıp tatile giren tüm öğrencilerimize doğru bir tatil anlayışıyla iyi tatiller diliyorum.

Ali KOCADAYI

E-DER Yön. Kur. Bşk.

 

 

[2] Yrd. Doç. Dr. Burhan Akpınar ve Kamil Aydın, Eğitim ve Bilim Dergisi, 2007, cilt 32, sayı 144, sayfa 72 vd.