Bir Acaip Vakitler

Kim ne derse desin; Güneş her sabah yeniden doğuyor. Gecenin ardından yepyeni bir

gün başlıyor. Vakt hiçbir engel tanımadan sonsuzluktaki yolculuğuna devam ediyor. Sevdiklerimizle hele de sevdiğimiz bir iş ile meşgul isek vaktin nasıl gelip geçtiğini hiç anlayamayız. Böyle vakitlerin hiç bitmemesini; anın böyle bir vakitte sonsuza kadar donup kalmasını hayal ettiğimiz olmuştur. Bazen de vakt bir türlü geçmek bilmez. Saniyeler saat, saatler gün, günler hafta, haftalar ay, aylar yıl olur; uzar da uzar… Mevla böyle vaktleri üzerimizden uzak eyleye.

Hatırlarsınız ilkokullarımızın sınıflarının arka duvarlarında tarih şeridi ismi verilen bir ders materyali mevcuttu. Burada tarih; tarih öncesi devirler ve tarih devirleri olarak iki ana başlık altında incelenirdi. Tarih Devirleri M.Ö. 3200’lü yıllarda yazının icadı ile

başlatılmaktaydı. İlk Çağ, Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ. Tarih Öncesi devirler de; Maden Çağı, Taş Çağı ve Karanlık Çağ olarak sıralanırdı. Bunları sizlere tarih dersi vermek için değil; hafızanızı tazelemeye ipucu olsun diye paylaşıyorum.

Lise yıllarımda aylık olarak takip ettiğim Türk Edebiyatı dergisinin bir sayısı kuşak çatışmasına ayrılmıştı. Hani hak vermemiş değildim. Aynen bizim kuşak ile bizden önceki kuşak hadi isimlendirelim; öğretmenlerimiz ve dahi ebeveynlerimiz arasında böyle bir

çatışmadan söz etmek hiç de yanlış değildi. Hayata bakışımız, alışkanlıklarımız birbirinden ince değil bayağı kalın çizgilerle ayrılmakta idi. Hoş şu an İstanbul Arkeoloji Müze’sinde

sergilenen Anadolu’da bulunmuş ilk çivi yazısı tabletlerin konusunu öğrendiğimde de bayağı heyecanlanmış idim. Bu ilk yazılı tabletlerin konusu ne mi idi? Hiç şaşırmayın M.Ö. 3000’li yılların ana konusu da “Yeni kuşakların, eskileri anlamadığına dair.” idi.

Günümüzde iletişim araçları son hız gelişmekte, her gün kullanımımıza bir yenisi sunulmaktadır. İletişim araçları ne kadar gelişse de maalesef günümüzde kişiler arasında iletişim kurmak bir o kadar zorlaşmıştır; nerede ise imkânsızlaşıyor desek bilmem yanılır mıyız?

Alışkanlıklarımız yeniliklerle birlikte ışık hızı ile değişmektedir. Alışkanlıklarımızla birlikte farkında olalım ya da olmayalım hayatlarımız da değişmektedir. Düne kadar büyük şehirlerimizde hayat Ulu Camiiler’in etrafında şekillenmekte idi. Çarşı, alış veriş, dinlenme bu merkez etrafında şekillenirdi. Günümüzde ise koca koca binalar; alış veriş merkezleri bu yapının yerine konuşlanmış vaziyette.

Doksanlarda bu Şehr-i İstanbul’a geldiğimde toplu ulaşım araçlarında yolculuk edenlerin büyük çoğunluğu gazetelerini açar ve okurlardı. Şimdi ise toplu ulaşım araçlarında yolculuk edenlerin hemen hepsi ellerindeki aletin ekranında parmaklarını gezdirir durumdalar. İletişimimiz o kadar artmış ki; kimse kimseye selam vermese de ekranda kimi yazışıyor, kimi sayısını bilmediği ve dahi yüzünü görmediği takipçilerinin gönderilerini beğenmekle meşgul. Vapurda akıllı ekranla ilgilenmekten vapurdan inmeyi unutan çok yolcu gördüm; kimse de bunları artık eskisi gibi yadırgamıyor.

 

Nerede ise bebekler şimdilerde emzik gibi anneden doğar doğmaz bu akıllı aletlerle tanışıyor. Biz eskiden bebek ağlamasın diye yalancı emzikle bebekleri eğlerken; acaip vakitlerin anne-babaları bebeklerini akıllı aletlerle eğlemekte.

Ey kari; şu an “Ey muharrir, tamam iyi güzel söylüyorsun da; ne yapalım bizler de iletişim için güvercin mi kullanalım, yoksa dumanla mı haberleşelim? Söylediklerin doğru.

Fakat çözüm önerin ne?” Cevabı gerçekten zor bir soru. Atalar ne demişti; “Kelin ilâcı olsa, başına sürer.” Tabi bu söz işin biraz da esprisi; değişim her daim kaçınılmaz bir olgu. Asl olan bu değişimi değerlerimiz çerçevesinde tüm toplum ile beraber gerçekleştirebilmekte. Burada da yine müracaat yeri değişmeyen adres; eğitim.

Başta eğitimi planlayan beyinlerin bu yeni durumu tam olarak kavrayıp; bunun üzerine yeni bir planlamayı kurgulamasının vakti geliyor da geçiyor bile. Herkes üzerine düşen görevi ivedilikle yerine getirmek durumda.

Bir acaip vakitlerde bu toprakların insanları olarak; çözüm önerilerimizde pergelin ana direği bu topraklarda olmak kaydı ile diğer ucu tüm dünyayı dolaşmalı. Kalın sağlıcakla.

Ekrem AYTAR
6 Kasım  2017