2. TEOG’a Daha Çok Var

Geçtiğimiz hafta, 4 yıldır uygulanmakta olan Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı yani kısa adıyla TEOG’un bu yıl için 1. bölümü olan sınav gerçekleştirildi. 2.bölümü ise Nisan 2017’de yapılacak. Ders bazında sorular seçici idi, değildi tartışmaları öğretmenler arasında devam ededursun öğrencilerde sınavı geçirmiş olmanın büyük bir rahatlığı mevcut artık. Öğrenciler için aylardır süren stres ve yoğun tempoya kısa da olsa bir ara verilmiş oldu. Sınavların uygulandığı Çarşamba ve Perşembe günlerinin ertesinde, okulun açık olduğu Cuma günü okula gelen kaç tane 8.sınıf öğrencisi var, araştırmak lazım.

Öğrencilerde haklı olarak oluşan bu rahatlama sistemin, öğretmenlerin ve velilerin öğrenci için bir numaraya koyduğu hedefi atlatmış olmaktan ileri geliyor. “Sınava gireceksin, çalış”, “Aman sınav için eksik konun kalmasın”, “Son denemede kaç net yaptın” vb. cümleleri sürekli işiten öğrenciler en azından kısa bir süre bu cümleleri işitmeyeceklerinin bilincinde olup bir rahatlama yaşıyorlar. Ta ki ikinci sınav yaklaşıncaya kadar da bu rahatlık devam edecek.

Sınav için öğrenilen konuların öğrencilerin bilinç düzeyinin neresinde olduğu ise meçhul. Öğrenilen konular sınavda sorulan soruları cevaplamaya, iyi bir liseye yerleşmek için gereken puanı almaya yardımcı oldu o kadar. Bilgilerin özümsenmesi, tasarıya dönüşmesi, uygulamaya geçirilmesi ise hiç çalışılmadı bile. Çünkü müfredat zaten yoğun, uygulama üzerinde düşünmeye yeterli zaman yok, üretmek gündemde değil. Malesef ülkemizde bilgiler üretmek için değil sınavda sorulan soruları cevaplayabilmek için kullanılıyor.

Ülkemizde kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolar seviyesinde ve orta gelir tuzağına düşmemek için bu milli gelirin katma değeri yüksek ürünler üretilerek arttırılması gerekmektedir. Yani teknolojik ürünlerin, yeni yazılımların keşfedilmesi ve uygulamaya dönüşmesi gerekiyor. Bunun için öğrencilerde merak ve keşif duygusu kamçılanmalı, tasarım ve uygulama süreçlerini düşünebilme yetileri geliştirilmelidir. Grup halinde iş yapabilme, takım ruhuna uygunluk, değişen koşullara hızla adapte olabilme, olayın bütününü görme yetisi yeni nesilde olması gereken özellikler arasında yer alıyor.

Meslekler, iş yapış şekilleri küreselleşme ve teknolojinin de etkisiyle hızla revizyona uğruyor. Şirketler işe alacakları yeni elemanlarda bilginin yanında ekip çalışmasına yatkınlık, proje yönetimi uzmanlığı, girişimcilik ruhu, azim, etkili iletişim ve benzeri sosyal beceriler istiyor. Yani iyi bir iş için sadece diploma ve yabancı dil yeterli olmuyor. Kişisel yetkinliklerde ön plana çıkıyor. Maalesef ülkemizde sınavların ön planda tutulmasından kişisel yetkinliklerin geliştirilmesine yeterince önem verilemiyor. Sınav sistemlerinde yapılan değişiklikler öğrencilerde olması gereken özellikleri ve bu özelliklerin nasıl kazandırılacağını tartışmaktan daha fazla gündem oluyor.

Biz eğitimcilerin öğrencilerimizin bu kısa rahatlama dönemlerinde onlara sınavı geçmiş olmalarının aslında hayatta onlardan beklenilenin ufak bir bölümü olduğunu fark ettirmemiz gerekiyor. Dünya meseleleri hakkında konuşmak, onları keşiflerin yolculuğuna çıkarmak, kısa videolar izlettirip tartışma ortamları oluşturmak vb. etkinlikler inanın hem öğrencilerimizin ufkunu genişletecek hem de sınavın amaç değil içinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle yerine getirmekle yükümlü olduğumuz bir araç olduğu hususunda ikna olmalarını kolaylaştıracaktır. Sınavı geçirmiş olmaları evet, önemli bir ayrıntıdır fakat onların hayatta var oluş amaçlarında sadece bir yol taşıdır.

Belma Uysal
Eğitim Yöneticisi